Posts Tagged ‘ travesti siteleri

Trans Onur Yürüyüşü Başlıyor: Gözlerini Kapama, Durma Çık Sokağa!

LGBTT bireylere yönelik baskı, şiddet ve ayrımcılığa dikkat çekmek, “birlik ve dayanışma”yı güçlendirmek için gerçekleştirilen Trans Onur Yürüyüşü, 13 Haziran Pazar günü. Yürüyüş öncesi etkinlikler bugün Onur Haftası standının kurulmasıyla başlıyor. Standda, Onur Haftası etkinlikleri de tanıtılacak.

İstanbul – BİA Haber Merkezi
10 Haziran 2010, Perşembe

“Eşcinsel, biseksüel, travesti, transseksüel olduğu için öldürülenler kardeşin, gözlerini kapama, kendini saklama, durma, çık sokağa!”

Her yıl lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel (LGBTT) bireylere yönelik baskı, şiddet ve ayrımcılığa dikkat çekmek, “birlik ve dayanışma”yı güçlendirmek için gerçekleştirilen Trans Onur Yürüyüşü çağrısı bu sözlerle başlıyor.

“Tıpkı 1969 yazında, New York’ta, Stonewall barının kapısına bir kez daha tüm nefretiyle polis dayandığında, susmayan, saklanmayan kardeşlerimiz gibi; biz de daha fazla susmayacağız. Düzenin yarattığı nefretin karşısında örgütlü gücümüzle sapasağlam duruyoruz artık. Stonewall ayaklanmasıyla başlayan gökkuşağı direnişi, her yıl tüm dünyada düzenlenen Onur Yürüyüşleriyle devam ediyor.”

Trans Onur Yürüyüşü, 13 Haziran Pazar günü saat 17.00′de Taksim Tramvay durağında başlayıp Tünel Meydanı’nda son bulacak.

LGBTT bireyler, LGBTT toplumuna yönelik ayrımcılık ve baskıları ortadan kaldırmak, çalışma hayatında cinsiyet ayrımcılığına son vermek, “Kabahatler Kanunu” gibi yasalarla LGBTT bireylerin yaşam hakkını sınırlandıran kolluk kuvvetlerini ve uyguladıkları şiddeti teşhir etmek, nefret suçlarına dikkat çekmek, nefret cinayetleri işleyenlerin “ağır tahrik indirimi” bahanesiyle düşük cezalara çarptırılmasına karşı durmak için yürüyecek.

Yürüyüş öncesi etkinlikler, bugün saat 18.00′de Galatasaray Lisesi önünde Onur Haftası standının kurulmasıyla başlayacak. Trans Onur Yürüyüşü’ne kadar açık kalacak standda, bu yıl 18-27 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek Trans Onur Haftası etkinlikleri de tanıtılacak.

İstanbul LGBTT Sivil Toplum Girişimi, Emekçi Hareket Partili LGBTT’ler, Kadın Kapısı, Lambda İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği, Pembe Hayat, Voltrans, Çukurova Eşcinsel İnisiyatifi, Sosyalist Kadın Meclisleri, Yeşiller Partisi ve Devrimci Anarşist Faaliyet, standa ve yürüyüşe LGBTT bireylerin yanı sıra toplumsal cinsiyet ayrımcılığına karşı olan herkesi davet ediyor.

Trans Onur Haftası 2010 (10-13 Haziran) Etkinlik Programı

10 Haziran Perşembe – Açılış:
Saat 13.00: Basın Toplantısı
Yer: İstanbul LGBTT Sivil Toplum Girişimi – Şehit Muhtar Mah. Atıf Yılmaz Cad. Öğüt Sok. No: 18/4 Beyoğlu (Ağa Cami Arkası)

Saat 19.00: Sokak Şenliği
Yer: Galatasaray Meydanı
Müzik gruplarının katılımıyla
 

11 Haziran Cuma – 2. Gün:
Saat 15.00: Panel
Yer: Açık Sahne – Olivya Geçidi Olivya Han Kat: 4 Galatasaray (St. Antuan Kilisesi Karşısı , Barcelona Pastanesi üstü)

Kavramlar – Şiddet
Moderatör: Eylem Çağdaş
LGBTT Politikasında Kavramlar: Hilmi Kaan
Atölye – Toplumsal Cinsiyet Rolleri: Elif Karan
Lezbiyen: Büşra Yılmaz
Gey: Alp Biricik
Biseksüel: Okan Aksu
Trans Erkek: İlksen Gürsoy
Trans Kadın: Demet Demir

Saat 19.00: Kısa Film Gösterimleri
Yer: Yeşil Ev – İstiklal Cad. Balo Sok. No: 21/1 Beyoğlu – İstanbul

Trans X – Belgesel – 9′ – Yön: Maria Binder
380-780 – Kısa Film – 12′ – Yön: Şakir Arslan
No Dumb Questions – Belgesel – 24′ – Yön: Melissa Regan

12 Haziran Cumartesi – 3. Gün:
Saat 15.00: Panel
Yer: Açık Sahne – Olivya Geçidi Olivya Han Kat: 4 Galatasaray (St. Antuan Kilisesi Karşısı , Barcelona Pastanesi üstü)

Yaşam Hakkı

Örgütlenme: Elif Karan (Emekçi Hareket Partili LGBTT’ler)
İstihdam:
Erişkin LGBTT’ler: Ebru Kırancı (İstanbul LGBTT Sivil Toplum Girişimi)
Sağlık: Muhtar Çoker (İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı)
Kentsel Dönüşüm Adı Altında Zorunlu Tahliye: Yüksel Selek (Yeşiller Partisi)
Korhan Gümüş (İnsan Yerleşimleri Derneği)
Seks İşçiliği: Şevval Kılıç (Kadın Kapısı)

Saat 19.00: Tiyatro
Yer: İstanbul Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü

‘Ali Cengiz Oyunu’ – Eskişehir Başka Kültürevi Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Atölyesi

13 Haziran 2010 – Kapanış:
Saat 13.00: Brunch
Yer: Yeşil Ev – İstiklal Cad. Balo Sok. No: 21/1 Beyoğlu – İstanbul


Saat 17.00: Büyük Trans Onur Yürüyüşü
Yer: Taksim Tramvay Durağı – Tünel Meydanı (BB)

Kavaf’ı da bekleriz

Devletin bakanı “eşcinsellik hastalıktır” diyebiliyor ya da seri katil mağduru, travesti olduğu için sokak ismine layık görülmüyor. Olumsuz örnekleri arttırabilirz ama Lambdaistanbul üyeleri yine de umutsuz değil. Onur Haftası etkinliklerinin nasıl bu noktalara geldiğini biliyorlar, bu yıl en yüksek katılımı bekliyorlar. Öyle ki birçok LGBTT savunucusu yıllık izinlerini yürüyüşe göre ayarlamış…

Deniz Ülkütekin

Cumhuriyet/Dergi- Aile var, uyarısı toplum ahlakına uymayan bir duruma tepki vermenin en kolay yolu. Aile değerlerini yüceltmek de toplumdaki aykırılıkları dizginlemek, dolayısıyla iktidarı sağlamlaştırmak için en iyi yöntem. Lambdaistanbul üyeleri Rüzgar, Gencay, Zeliş ve Erdinç, Aliye Kavaf’ın “eşcinsellik hastalıktır” açıklamasının “talihsiz bir beyan”dan ibaret olmadığını düşünüyor. Onlara göre bu devlet politikasının bir uzantısı. O yüzden 17-27 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirecekleri 18. Onur Haftası etkinliklerinin temasını “Dikkat Alie Var” olarak belirlemişler. İstiklal Caddesi’ndeki büyük onur yürüyüşü sırasında etkinliklerle ilgili bir dergi dağıtacaklar. Yapılacaklar bununla sınırlı değil tabii. “Aile Salonu” ve “Gururlu Trans Ve Afrikalı” adlı iki sergi ve homofobi dalında en iyi performans gösteren ünlülere verilen “Hormonlu Domates” ödülleri; adaylar arasında kimler yok ki, Beyaz, Hülya Avşar, Nevzat Tarhan, Cem Keçe ve en büyük favori Aliye Kavaf.

- Neden aile temasını seçtiniz?

Rüzgar: Kavaf’ın açıklamasından önce Avrupa Komisyonu’nda “aile forumları” gibi bir toplantı yapılıyordu ve alternatif aile ibaresi Türkiye şerh koyduğu için Avrupa Konseyi’nden çekildi. Kavaf’a açık mektup yollamıştık “sadece heteroseksüellerin değil bizim de bakanımız, şerh koyarken bizi unutmaması gerekiyordu” diye. Bir hafta sonra da açıklaması geldi.

- Sizce Kavaf’ın sözleri kendi düşünceleri mi yoksa AKP tabanının düşüncelerini mi yansıtma amaçlı?

Rüzgar: Bence şuursuz ya. Kadın meselelerinde de baya şuursuzdu.

Gencay: Ama sürece bakınca hükümet politikasıyla alakalı olduğu ortada. Çünkü kent tabanlarını “ki o taban hâlâ geleneksel aileden besleniyor” söylem olarak buradan yakalayabilirler. Avrupa Konseyi öncesinde Bakanlık Genel Müdürlüğü’nün “Avrupa Birliği uyum sürecinde ailenin bekaasını kötü yönde etkileyen durumlar” gibi raporları var. O açıklama biraz işin vitrini oldu. Eşcinsel ya da trans olmak sadece cinsel yönelimle sınırlı kalmıyor. Sonuçta ailenin de dışında bir birliktelik yaşayacaksınız. Böylece sistem için bir tehdit haline geleceksiniz. Biz de bunun önemli bir konu olduğunu düşünüyoruz. “Genel olarak aile ne ifade ediyor? Bizim dışımızda heteroseksist ailenin nasıl bir şey olduğunu, biz bir aile yapıyor muyuz? Avrupa’daki hakların benzerini istiyor muyuz? Aile kursak nasıl bir model alacağız ya da bir model istemiyorsak nasıl bir birliktelik geliştireceğiz” gibi konuları tartışacağız..

- Kendi aranızdaki tartışmalardan ortaya çıkan sonuç nedir? Evlenmek, sosyal haklar anlamında da birtakım statüler kazandırıyor.

Rüzgar: Aramızda devletin varlığına karşı olanlar da var, “ben aile kurmak istiyorum” diyenler de.

Gencay: Uzlaştığımız mevzu, yasal hakların elde edilmesi. Heteroseksüel çiftlerin mirastan sağlık sigortasına kadar birçok sosyal hakkı varken eşcinsel ve transların bu hakka sahip olmaması ciddi bir eşitsizlik.

Zeliş: Haklardan yararlanmak isteriz ama ben aile kavramının devletle denk getirildiği noktada biraz kopuyorum. Aile nedir, kan bağı mı? Resmi bir imza mıdır?

Sİistem için tehdit

- Farklı cinsel kimliğe sahip olmak aile kavramına da farklı bir bakış açısı getiriyor mu?

Rüzgar: Eşcinsel olmasaydım ve sosyal hareketlerin içine girmeseydim Kemalist bir milliyetçi olarak hayatıma devam edebilirdim. Fakat öteki olduğunuzda bütün iktidarı sorgular hale geliyorsunuz. Ha, gayet neo-liberal eşcinsellerimiz de var mı? Var.

Zeliş: Kendi varlığını öteki olarak tanımlamayan eşcinseller de var. Eşcinselliğin farklı bir düşünce yapısı getirdiğine inanmıyorum.

Rüzgar: Örgütlü olmakla alakalı ama bir yandan da şöyle bir şeyden bahsedebiliriz. Lambda’nın içinde aile grubu var. Çocukları, kardeşleri, anne, babası eşcinsel olan ailelerin örgütlendiği bir grup. Onların yakınlarının eşcinsel olması topluma bakış açılarını önemli ölçüde değiştirmiş.

Gencay: Heteroseksist dünyanın eşcinselliği tehlike olarak algılamasında ailenin tehdit altında görülmesi büyük bir etken. Bu yıl Ankara’da yapılan 4. Din Şûrası’nda iki psikayatrın başlıca söylemi “eğer eşcinselliğe izin verilirse insan neslinin sona erebileceğiydi.” Sırf birilerinin anal seks yapıyor olmasından duyulan psikolojik bir korku değil sanırım.

Rüzgar: Hollanda ve İspanya gibi ülkelerde de LGBTT haklarının “buyrun alın” noktasından verildiğini sanmıyorum. Tepeden inen ve liberalizmin içine entegre etmeye yönelik.

Partileşme gündemde değil

- Siyasi bir harekete dönüşme konuşuluyor mu?

Gencay: Partileşme arzusu şu anda oluşmuş değil.

- Fakat bu tip etkinliklere medya geldiğinde “eşcinsel olduğunuzu nasıl anladınız, ailenize nasıl söylediniz” gibi sorularla karılaşıyorsunuzdur?

Gencay: Olayı politik bir mevzu gibi ele almak isterken terapi seansına dönüştürmeye çalışan gazeteciler hep olacaktır.

Rüzgar: Röportaja geldiklerinde soruyorlar, biz de “heteroseksüel olduğunuzu ilk ne zaman fark ettiniz” diye karşılık veriyoruz.

- Eşcinsel gruplar içinde farklı örgütlerin işi çok politikleştirip LGBTT haklarından uzaklaştırması sizi rahatsız eder mi?

Rüzgar: Lambda olarak insan haklarına bütünlüklü bakmaya çalışıyoruz. Bir LGBTT örgütü olarak eylem yapıldığında mesela İsrail’in gemilere baskın yapmasını ülkenin kendi içindeki homofobiyi de göstererek yapacaklarsa başımla beraber.

Gencay: Sırf LGBTT haklarına yoğunlaşmıyoruz. Şavaş karşıtlarıyla, Kürt hareketiyle, vicdani retçilerle ve feminist hareketle de bağlantımız var.

Homofobinin sağı solu olmaz

- Türk solunun kendi söylemini kurarken LGBTT haklarını göz ardı etmesi ilginç bir durum.

Erdinç: Aslında ilginç bir durum değil çünkü homofobinin sağı solu olmaz. Tabii ki özgürlük diyen insanların tavrı ilginç gelebilir ama bana pek şaşırtıcı gelmiyor.

- Şu an nasıl bir iletişim içindesiniz?

Zeliş: LGBTT hareketinin çok güçlü olması birçok grubun da bunu kendi içinde konuşmasına sebep oldu. Birçok yerde ortak davranmak zorunda kalıyorlar. Tabii ki her insanın niyetini sorgulamak gerekir. Biraz feminist hareketin bu konuda öncü olduğunu düşünüyorum. l